Bir Ormanın 1000 Yıllık Hafızası: "Kadim Longoz" Ankara'da Açık Havada!

Selam herkese, aslında en çok kendime; çünkü bu yazacaklarım biraz da kendime notlar...
Geçtiğimiz 6 Ağustos akşamı, Ankara'nın güzel ve yeni yapılarından biri olan Esat Hal'deki Kült Teras'ta çok özel bir açık hava film gösterimi için bir araya geldik. Günümüzün hızla akıp giden dijital çağında, ekranların ardına sıkıştığımız şu zamanlarda, bir filmin üretim sürecinde parçaları bir araya getirirken koyduğunuz tüm duyguların, dev bir beyaz perdede doğrudan izleyiciyle iletişim kurduğunu, onlara temas ettiğini görmek bambaşka bir his. O gece, bu hissi bana yeniden yaşatan, yaşamın telaşı içinde beni kendi adıma tekrar "bir araya getiren" bu buluşmaya minnettarım.
Sivil Düşün CAM platformunun düzenlediği bu etkinlik, sivil toplum ve sanatın nasıl kol kola yürüyebileceğinin çok güzel bir örneğiydi. Gösterimden önce, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Aivo Orav ve değerli eşiyle bir araya gelme şansımız oldu. Birlikte "karnımızın yumuşak yerlerinden", eksikliklerimizden ve yapamadıklarımızdan bahsettiğimiz oldukça samimi bir sohbet gerçekleştirdik. Türkiye'de sivil topluma kaynak sağlama ve sinemacıları destekleme anlamında üstlendikleri bu rol çok kıymetli; umuyorum bu dayanışma ruhu daha uzun yıllar sürer.
O akşam perdede, hakları savunan ve değişime katkı sunan iki film vardı. Biri sevgili yönetmen arkadaşım Muhammet Beyazdağ'ın "Her Şey Yolunda" adlı belgeseliydi. Türkiye'nin kırsalında, haritada yerini bulmanın bile kolay olmadığı bir coğrafyada, 12 yaşındaki Aleyna'nın eğitim hakkı için verdiği o zorlu okuma mücadelesini epik bir dille, çok içeriden bir bakışla ekrana taşıyordu. Bugüne kadar 50'den fazla festival gezen ve 15 ödül alan bu yapımı beyaz perdede izlemek sarsıcıydı.
Diğer film ise yaklaşık 9 yıl önce hayatıma giren, yönetmenliğini üstlendiğim "Kadim Longoz İğneada" belgeseliydi. Dilimizde "su basar orman" anlamına gelen Longoz'un, 1000 yıllık devasa bir ekosistemin varoluş mücadelesini anlatıyor bu film. Ak kuyruklu kartalları, endemik bitkileri ve ormanın derinliklerinde özgürce koşan vahşi atlarıyla, aslında hepimize umut barındıran bir video-aktivist belgesel çalışması.
"detaylı bilgi ve film için=> https://www.ugurcuya.com/kadimlongoz "
Ancak filmin asıl başrolü ormanın kendisi ve o ormanla bağ kuran yerel halk; yani arıcılar, balıkçılar, ormancılar, pazarcılar ve rehberler. Bölgede yapılması gündeme gelen nükleer santralin çevrelerine ve yaşamlarına olan etkilerini anlatırken, gücü yine ormanla kurdukları o kadim ilişkiden alıyorlar. Bazen "Neden film yaparsın?" diye sorarlar; işte sırf bu yüzden... Bir anı ve zamanı kaydettiğimiz o yerde, kendi hikâyemizle birlikte kendi yaşamımızı da yeniden inşa edebilmek, sonraki nesillere "Biz de buradaydık ve yaşamı savunduk, kendi kişisel özgürlüğümüzün değil, özgürlüğü öteki ve diğeri içinde sunabilmek, getirebilmeye çalıştık" diyebilmek için.
Bu vesileyle kamera arkasındaki ve önündeki kahramanlara; İğneada Çevre Platformu'na, Kırklareli Kent Meclisi'ne, Dayko'ya, Demirköy, Beğendik, Limanköy, Sislioba halkına ve bu filme ruhunu katan tüm ekibime sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. İki samimi filmin o gece yan yana gelmesi, umudun perdede birleşmesi bana çok iyi geldi.
Gösterimin ardından resepsiyonda, açık hava sinemasının olmazsa olmazı patlamış mısır ve limonatalar eşliğinde izleyicilerle filmler üzerine düşünmek, değişime nasıl katkı sunabileceğimizi birlikte konuşmak paha biçilemezdi. Ücretsiz olan bu etkinlikte sinemanın o sayılı koltuklarını tamamen dolduran, film üretimini talep eden ve sivil topluma nefes aldıran herkese kalpten teşekkürler.
Son bir not: Eğer kalbinizi ferah tutarsanız, inanın bana, o ormanda özgürce koşan vahşi atları hâlâ görebilirsiniz.
Görüşmek üzere, Uğur Cuya



Yorumlar